Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşildokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

8 Temmuz 2015 Çarşamba

0 Meclis ticarethanesi!


       


         Geçen gün aklıma takıldı sahi bu vekil maaşları ne kadar oldu diye. Araştırdım. Bir vekil meclise yeni girerse 15 bin lira alıyor. Eğer vekil iki yıl vekillik yapmışsa emekli sayılıyor ve 23 bin lira alıyor. 23 bin lira vekil maaşı belki de holding yöneticilerinin aldığı maaş kadar yüksek bir rakam ve tahminimce meclisin büyük bir bölümü bu rakamı alıyor. 23 bin lirayı yıla vurduğumuzda 276 bin lira ediyor. Eğer bir vekil dört yıl mecliste kalırsa 1 milyon tl kazanıyor. (Eski parayla 1 trilyon ediyor.) Kısacası meclise kapağı atanlar zengin oluyor. İşin içine vekillere verilen haklar girdiğinde, çoğu şeyin bedava olduğunu düşündüğümüz zaman vekilliğin ticaretten bile iyi getiren bir meslek olduğu ortaya çıkıyor.  

                Vekil maaşlarını araştırdıktan sonra aklıma şu sorular geldi. 1 Milyon kazanıp zenginleşen bu vekiller mecliste ne yapıyor? Bizim için ne yapıyor? Şu ana kadar herhangi vekilin seçim bölgesinde bir ofis açıp dert dinlediğini sorun çözdüğünü görmedim. Ulaşmak istediğiniz de ulaşamıyorsunuz. (Tersi olabilir. Bu söylediklerim benim için geçerli.) Belki işin esas vahim yönü sadece bunlar değil; işin daha vahim yönü mecliste. Mecliste liderler ne derse meclise gönderdiğimiz adamlar da onu yapıyor. Lider hangi yasaya el kaldırılacak derse odunlar, pardon vekillerimiz o yasaya el kaldırıyor. Çoğu vekilin durumu parmak ve el vekilliğinden ibaret, bir tek konuşma bile yapmıyorlar. Elleri kaldır, elleri indir, tek bildikleri şey bu. Milyon lira kazanıp zengin olmak için tek gereken şey el kaldırmak. Durum o kadar vahim ki vekillerin genellikle çıkardıkları yasalardan bile haberleri yok. Bunun en kanıtı geçtiğimiz yıllarda basına yansıdı. Vekillerimize özellikle de iktidar partisinin vekillerine 4+4+4 nedir sorduklarında çoğu bu sistemin ne olduğunu bilmediğini parti istediği için el kaldırdığını söyledi. Vekiller; sadece eğitim yasaları değil, pek çok yasanın ne olduğu bilinmeden el kaldırılıyor ve o yasa meclisten geçiyor. Zaten milyon kazanacak vekil için yasanın veya milletin ne önemi var ki? Sonuçta gelecek paralar önemli. Para ve mecliste kalmak ön planda olduğu için vekillerin oturdukları koltuklar da önemli, hatta koltuk vekilin kendisinden kat kat önemli. Paranın ve koltuğun önemli olduğu bu sistemde liderlerin istediği olması ve vekilliğin el kaldırma işinden öteye gitmemesi oldukça doğal. Sonuçta sizin oradaki varlığınız parti yönetiminin tutumuna bağlı. Eğer lider veya parti yönetimi sizi istemezse vay halinize.  Bu dediklerimi şöyle düşünün dört yılda bir trilyon kazanan vekil hiç vekilliği sona ersin ister mi? Başka meslek yapmayı düşünür mü? Lideri onu partiden şutlamadıktan sonra partiden ayrılmayı düşünür mü? Düşünmeyeceği için partisi veya lideri yanlış yapsa da partisine veya liderine başkaldırmaz, sen neden böyle yapıyorsun demez. Sonuç olarak paralı bir biat kültürü ortaya çıkar. Sonuç olarak meclis bir ticarethaneye dönüşür. Para ve mecliste kalmak öncelikli olduğu için meclis ticarethaneye dönüştüğü için liderler - parti yönetimleri kafalarına buyruk hareket eder ve memleketin menfaatine olmayan veya dış devletlere hizmet eden pek çok yasa çıkarılır. (Çıkarıldı 2002-2015.)
                 Maaşların aşırı yüksek olması siyaseti kendi içinde paralı bir sisteme oturtur. Paralı siyasette paralı demokrasiye hizmet eder. İşin içine bol paralı, geniş cepli, uzun elli insanlar devreye girer. Bütün bunların sonucu olarak seçtiğimiz vekiller meclise milletin menfaatleri için değil kendi menfaatleri için girer ve orada kendi menfaatleri için hareket eder. Sistem böyle işlediği sürece dış odaklı güçler bizi kolayca sömürür ve dahası vekillerimiz millete hizmet etmez.  Vekil maaşları yüksek olduğu sürece Türkiye’de liderler diktası devam edecektir. Vekillerimiz ne olduğunu bilmediği yasalar için el kaldırmaya devam edecektir. Dış güçler bu ülkeyi yönetmeye devam edecektir ve asla bir şeyler değişmeyecektir. Atatürk zamanında vekil maaşlarını öğretmen maaşlarına eşitleyin diye boşa dememiştir. Platon zamanında siyasetçilerin filozof olmasını ve ahlaklı eğitimli insanlar olması gerektiğini boşuna söylememiştir.  Eğer bu ülkenin kalkınmasını istiyorsak öncelikle erdemli, ahlaklı insanlara ihtiyacımız vardır. Eğer meclisi erdemli ahlaklı insanlarla doldurmak istiyorsak önce meclisimizi ticarethane olmaktan çıkarıp meclisi vatanını seven idealist insanların yeri yapmalıyız.




 Mehmet Alp Yeşildokunuş - 8 Temmuz 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder