Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşildokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

Blog sayfam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog sayfam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2013 Pazartesi

0 Yeniden yazıyorum...

 
  Merhaba sevgili dostlar. Sizlerden uzun süredir ayrı kaldım. Her zaman ki klasikliğimi gösterip yakın zamanda geleceğim yazılarımdan yaklaşık bir yıl boyunca ayrı kaldım. Bu süre zarfında sadece bir tane yazı yazdım. Bu kadar uzun ayrılığın nedeni yazdığım bir romanla uğraşmamdı. İlk kitabım Tanrı’nın Kalbimdeki İncisi’ni yaklaşık sekiz ay  gibi zamanda bitirdim. Kitabı bitirdim ; ancak parasal sıkıntılar yüzünden henüz basamıyorum. Şu sıralar meteliğe kurşun attığım için Everest Yayınları’nın düzenlediği ilk roman yarışmasına katıldım. Kazanırsam ekim ayı gibi basılacak büyük ihtimalle.  Tanrı’nın Kalbimdeki İncisi’nden sonra ikinci bir kitap yazmayı düşünüyorum ama şu an için bu imkansız duruyor. Biraz kafamı toplamalıyım, biraz da kendime gelmeliyim diye düşünüyorum. Eğer ikinci kitabı yazmaya başlarsam kesinlikle bloğumu ve sizleri boş bırakmayacağım. Aynı hatalara bir daha düşmeyeceğim. Yazma aşkımı kolay kolay satmayacağım. Şimdilik sağlıcakla kalın.

7 Şubat 2012 Salı

Dediklerim Çıkıyor! (Fransa’da soykırım kabul edildi.)


             Emperyalistlerin ne yapak istedikleri artık iyice belli eder oldu kendini. İç ve dış politikada yaşanan gelişmeler hangi yöne doğru gittiğimizin açık göstergesi haline geldi. Durum böyle olunca atılacak hamleleri görmemek için kör olmak gerekiyor.

18 Kasım 2011 Cuma

Teşekkürler...

Blog sayfam yayın hayatına gireli henüz bir iki ay olmasına rağmen, iki  bin gösterim gibi harika bir rakama ulaştı. İzlenmek güzel bir şey. Umarım, yazılarımla size biraz olsun faydam dokunabilmiştir.










21 Ağustos 2011 Pazar

0 Blog Sayfama Başlarken


   Yazı yazma sevdam ilk önce kitaplarla başladı. Okumadan yazmak olmazdı tabi. Biraz geç oldu belki de. Yazmaya daha önce başlamalıydım. Anlatmalıydım her şeyi. Blogumda kendimi, hayatı, edebiyatı, siyaseti dilim döndüğünce kendime has taraflarıyla yonttum…             
    Ha aklınıza gelirse neden yeşil dokunuş diye. Kendi adım olmazdı öncelikle. Saklanmak yada gizlenmek istediğimden değil, eğer yazacaksam ben de kılık kıyafet kuşanmalıydım. Ben yeşili kuşandım. Yeşil hayat demekti, var oluş demekti. İnsanlık gözlerini ilk açtığında yeşili görmedi mi? İşte ben de yazılarımla ufak da olsa hayatlar veririm diye bu rumuz benim için harikaydı