Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşildokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

Bu yazıları okumalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bu yazıları okumalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2015 Salı

1 Dünya barışını bize sorun!





                 Bugün dünya barış günü. İnsanlık son 300 yılda sadece 26 gün savaşmadan durabilmiş. Büyük savaşlar olmadan sadece 26 gün yerinde durabilmişiz. Son 300 yıldan öncesi de çok farklı değildi belki de. İnsanlık tarihi hep savaşları yazmış hiç barışı düşünmemiş bile, peki insanlık neden savaşıyor, savaşları neden engelleriz diye hiç sorduk mu?

8 Temmuz 2015 Çarşamba

0 Meclis ticarethanesi!


       


         Geçen gün aklıma takıldı sahi bu vekil maaşları ne kadar oldu diye. Araştırdım. Bir vekil meclise yeni girerse 15 bin lira alıyor. Eğer vekil iki yıl vekillik yapmışsa emekli sayılıyor ve 23 bin lira alıyor. 23 bin lira vekil maaşı belki de holding yöneticilerinin aldığı maaş kadar yüksek bir rakam ve tahminimce meclisin büyük bir bölümü bu rakamı alıyor. 23 bin lirayı yıla vurduğumuzda 276 bin lira ediyor. Eğer bir vekil dört yıl mecliste kalırsa 1 milyon tl kazanıyor. (Eski parayla 1 trilyon ediyor.) Kısacası meclise kapağı atanlar zengin oluyor. İşin içine vekillere verilen haklar girdiğinde, çoğu şeyin bedava olduğunu düşündüğümüz zaman vekilliğin ticaretten bile iyi getiren bir meslek olduğu ortaya çıkıyor.  

5 Haziran 2015 Cuma

0 Sandık Sonucu Neyin Kanıtı Olabilir?





                Seçimler yaklaşırken sağda solda ilginç tartışmalara tanık oluyorum. Bir partili diğer partiliye diyor ki “ Bak partin şunları şunları yaptı. Yolsuzluk yaptı, böyle yaptı.” Diğeri de diyor ki “Bak sandıkta göreceksin biz kazanacağız.” Bu tip konuşmalardan başka sık geldiğim başka konuşma tipi de herhangi bir konuda farklı bir şey söylediğinde karşı tarafın vatan haini ilan edilmesi oluyor. Örneğin her iki tarafta Atatürkçü olmasına karşın doğruyu söyleyen farklı düşünen insan taraf genelde bir anda “AKPli veya vatan haini” olup karşımıza çıkıyor. Bu tip sözler için uzun uzun düşünmemiz gerekiyor belki de. Bence bu tip tartışmalar toplumca nasıl delirdiğimizin kanıtı olabilir.
            

3 Haziran 2015 Çarşamba

0 Odundan vekil olur mu?




         
         Adnan Menderes. Çoğunuz onu demokrasi şehidi veya ülkeyi kalkındıran adam olarak tanıyor. Gerçekte zalim bir diktatör olan bu adam, idam edildiğinden beri bu adam allandı pullandı ve demokrasi meleği ilan edildi. Tam elli yıldır zihinler asılma edebiyatıyla yıkandı ve yapılanlar unutturuldu.

20 Kasım 2014 Perşembe

8 Mart 2014 Cumartesi

0 Melekten yukarı, hayvandan aşağı!


            
    Biz neyiz gerçekten? Birbirimizi üç beş kuruşluk çıkarlar için öldürüyoruz. Yakıyoruz, yıkıyoruz.  Yakıp yıkmalarımız sadece şehirleri değil dünyayı, hatta evreni etkiliyor. En masum canlıları köleleştiriyoruz, hatta o canlıları gözümüzü kırpmadan katlediyoruz. Kirletiyoruz. Dünyayı kirletmeyi ve yok etmeyi başaran belki de tek canlıyız. Canlı derken aklıma bir aslan geliyor. Bir aslan sadece yemek için öldürürken biz eğlence için, namus için, din için hatta sebepsiz şeyler için bile öldürebiliyoruz. Bir aslan ki dünyayı kirletmek sadece yapabileceği tek şey dışkılamakken o bile doğaya faydalı olurken bizim sanayi dışkılarımız bir başka canlıyı yok ediyor. Kendimiz, düşüncelerimiz, dünyayı yok etmeye programlı sanki. Biz neyiz gerçekten? Yaptıklarımızın toplamı dünyadaki hangi türün varlığından daha değerli? Biz neyiz? Hayvandan aşağı mı melekten yukarı mı?
              

29 Temmuz 2013 Pazartesi

0 Hayatımın ve dünyanın boşluğu

                Sesler ve rüzgâr, oturduğum sandalyede bir şeyler hatırlatmak için uğraşıyor bana. Hatırladığım bu şey, bir esinti. Esintiden öte bir boşluk. Yaşadığım bu boşluk, seneler önce askerde yine bir sandalyede hissettiğim garip ve gizemli anlardan bir tanesi sanki. Hissetmek istediğim, duymak istediğim, anlamak istediğim veya anlatmak istediğim bir histen öte bir şey. Tenimi hafif bir rüzgar okşarken sağdan soldan esen tertemiz rüzgarın ince dokunuşları tenimdeki tüyleri okşarken yüreğimin hatırlattığı şey, o garip şey buraya gelirken yakındığım o içimden gelen sessiz çığlık sanki.

5 Aralık 2012 Çarşamba

1 Sistem dediğimiz şey böyle işliyor

        Hiç düşündünüz mü haftada altı veya beş gün, günde on, on iki saat boyunca çalışmanıza rağmen neden maddi olarak yetemediğinizi? Uğraşıyorsunuz, didiniyorsunuz ama her nedense daima sıkıntıdasınız. Hep borç içindesiniz ve mücadele ediyorsunuz. Neden böyle hiç sorgulamadınız mı? Sorgulasanız bile bilmediğiniz, görmediğiniz o kadar çok şey var ki! İşte biz sorgulayamadığımız, farkına varamadığımız veya vardığımız bizi örümcek ağı gibi saran şeye sistem diyoruz.
          Hep yakındığımız sistemi aslında şu kelimeler gayet iyi özetliyor: “Dünyanın zenginliğinin %99’u dünyada yaşayan %1’lik kısmın elinde.” Bunun anlamı dünyadaki bütün zenginlikler belirli kesme ve insanlara akıyor. Bizim ürettiğimiz her şey bu gruba gidiyor. Bunun diğer bir anlamı ise dünyadaki çarpık düzen. Çarpık düzenin diğer anlamı ise fakirler ve orta gelirliler fakirleşirken zenginlerin daima zengin kalması…

20 Haziran 2012 Çarşamba

0 PKK'nın Bitirilmesiyle Demokratik Anayasa Kazığı Yiyebiliriz


                Terör konusunda son zamanlarda ilginç şeyler yaşanmakta kimilerine göre terör bitmek üzere, kimilerine göreyse umutsuz bir vaka.

                Gelişmeleri izlediğimizde son bir yılda terör konusunda takılan tavırda önemli değişmeler olduğunu görmekteyiz. AKP’nin iktidara geldiğinden beri belki ilk kez bu kadar net bir tavır takındığını görüyoruz. İktidarın PKK konusunda son dokuz yılda ne yaptığını bilmeyenler, son bir yıldaki kararlı tutumunu görüp eminim, son zamanlardaki bu tutumu takdir edeceklerdir; ancak son dokuz yılda yapılanlarla son bir yılda olanlar arasında neredeyse dağlar kadar fark var.  

AKP iktidara geldiğinden beri doğu illerimizde sanki bir terör örgütü faaliyet göstermiyormuş gibi davranılmaya başlandı. Bu vurdumduymazlık, 2000’li yıllarda bitme noktasına gelen terörü adeta tekrar güçlendirdi. Açılım adı altında yapılan yanlışlar ve bunlardan önemlisi BDP’nin mecliste sağlamlaştırılması sonucu zihinlerimizde ne olduğu belli olan “…..”  bir iktidar imaj oluştu. Bu olumsuz imajdan önemlisi, teröre bu kadar gevşek davranılması yüzünden iş işten çok geçmiş, bitti denilen terör yeniden hortlamıştı. AKP’nin meclise soktuğu ve çıkardığı parti kapatmayı zorlaştırıcı yasalarla BDP’nin parti merkezleri, adeta askeri alma daireleri gibi PKK’ya gerilla yetiştiriyordu. Yıl 2011 olduğunda terör konusunda takılan gevşek durum değişim göstermeye başladı. KCK davasıyla önemli isimler yakalanmaya,  üst üste önemli operasyonlar düzenlemeye başlandı. İşin daha ilginci dokuz yılda dokunulmayan hiç üstüne gidilmeyen PKK’ya art arda önemli darbeler vuruluyor, PKK’nın önemli isimleri bir bir yakalanmaya başlanıyordu, gün geçtikçe PKK adeta köşeye sıkıştırılıyordu. 2012 yılına girildiğinde gelişmeler daha ilginç bir hal aldı. Barzani ve Telabani gibi isimler demokrasiden bahsedip PKK’yı dağdan indirmekten bahsediyordu. İşin daha garibi aynı kelimeler Türkiye’de de kullanıyordu. Bunlardan öte daha garip olan bir gelişmeyse PKK ile yaşanan bütün bu gelişmelerin 2011’de yeni anayasanın hazırlanacağına dair edilen sözlere denk gelmesiydi. PKK’nın üzerine gidilmesiyle yani anayasa çalışmaları birbirine denk düşüyordu. Yeni anayasayla ilgili yapılan çalışmalar arttıkça bir taraftan PKK’nın bitirilmesi meselesi hız kazanmaya başlandı. Bütün bu gelişmeler olurken son olarak CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun PKK’nın bitirilmesi için yakın zamanda iktidarla bir araya gelip mutabakat yapması olayı daha ilginç bir hale sürüklüyordu.


5 Nisan 2012 Perşembe

1 İktidardan Şüpheli Hareketler…


                Geçtiğimiz haftalarda 4+4+4 eğitim yasası meclisten geçti. Bu yasayla birlikte ortaokulların imam hatip kısımları tekrar açılabilecek. Bundan önemlisi, Kuran-ı Kerim dersi ve Peygamberin hayatı seçmeli ders olarak okutulabilecek.  

Pratikte oldukça masum gözüken bu uygulamalar acaba neyi amaçlıyor? Hatırlarsanız yaklaşık bir iki ay önce Mollaların Diyanet İşlerinde görev yapacağı söylenmişti. Bu ülkede İslamiyet’i öğretebilecek yeteri kadar eğitim almış insan varken, HALKIN İÇİNDEN GELMİŞ VE DİN HAKKINDA YETERLİ BİLGİYE SAHİP OLMAYAN insanların bu tip görevlere getirilmesinin amacı halkı acaba halkı cahilleştirmek ve daha kolay elde tutmak mı diye sormadan edemiyorum kendime.
Çıkan son yasa ve Mollaların diyanete girmesi gibi uygulamalar sanki bir şeyleri değiştirme amacı güdüyor(!) 4+4+4 ve Mollaların diyanete girmesi gibi uygulamalar birleştiğinde ve bunun üstüne “MAHALLE BASKISI” denen olgu eklendiğinde şu andaki sistemin yani laik cumhuriyetçi yapının değiştirilmek istendiği düşüncesini uyandırıyor bende.  Düşünsenize bir aile bu iki seçmeli din derslerini almadığı zaman mahalle ve toplum tarafından hemen fişlenecek. Bu fişlemeler belki de zamanla İslami ve şeri bir topluma kadar götürecek bizleri. Hatırlarsanız İran bir zamanlar modern ve laik bir devletti…

26 Şubat 2012 Pazar

0 “Darbe Edebiyatı” zehirli mantara benzer(!)

                 AKP iktidar olduğundan beri sürekli darbe sözcüğünü duyar olduk. Her nedense darbe sözcüğü seksen darbesi sonrasında pek kullanılmayan bir sözcüktü. Belirli bir grup insan, neden darbelerle bu kadar uğraşır, darbeden koktuğu için mi yoksa darbeyi bizzat yapacağı için mi?
                Atatürk’ün gençliğe hitabesi gelecek için çok önemli ipuçları içeriyordu. Gelecekte gelen yöneticilerin vatan hainliğine düşmesi durumunda vazifeyi Türk gençliğe veriyordu. Atatürk’ün gençliğe hitabesindeki açıkça dile getirdiği bu endişeyi Türk ulusuna, “askeri gücü” jandarma ederek de bertaraf etmişti. Özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri sistemin ve ulusun koruyucusu olarak görülen TSK ve mevcut yapı, uzun süredir emperyalist güçler için değiştirilmesi zaruri görülen bir konuydu.

18 Şubat 2012 Cumartesi

0 Mit Düştü, Kel Gözüktü(!)


                Şubat ayında ilginç bir gelişme yaşandı. KCK davalarının savcısı Saadettin Sarıkaya, KCK ile ilgili bağlantıları araştırırken ilginç gerçeklere ulaştı. Üst düzey MİT yöneticileri PKK’nın bizzat görüştüğünü, Kandil ve PKK arasındaki bağlantıyı da MİT’in sağladığını ortaya çıkardı. Ortaya çıkan bu gerçekler devletin bizzat PKK ile görüştüğünü hatta PKK’ya yardım ettiğini gösteriyordu. Bu durum sonrasında ortaya çıkan gelişmeler daha da ilginçti, Müsteşar Fidan’ın ve adı geçen kişilerin ifadelerinin istenmesine rağmen bu kişiler ifade vermeye gitmiyordu. Bu gelişmeler olurken PKK ve devlet arasındaki bütün bağlantıları ortaya çıkaran Savcı Saadettin Sarıkaya görevden alındı. Birileri galiba olacakları görüyordu. Çünkü MİT yetkilileri, görüşmelerde adı geçen kişiler, “Biz bu görevi bizzat Başbakan’dan aldık.” dediler. Kısaca PKK ile ilgili olan bütün bağlantıların kimin tarafından planlandığı belli oluyor gibiydi. MİT’in konuşması istenmiyordu, susturulması için bir şey yapılması lazımdı; o da yapıldı. Geçtiğimiz hafta içinde MİT görevlilerinin yargılanması için Başbakan onayı gerektiren yasa çıkarıldı. Böylece MİT yetkililerinin susturulması sağlanacaktı. Eğer Başbakan’ın PKK ile bir bağlantısı varsa ortaya çıkması engellenecekti ki bu da şu an için başarılmış gözüküyor.  Durumdan biraz haberdar olanlar içinse MİT düştü kel gözüktü.


9 Şubat 2012 Perşembe

0 Uludere Katliamı, 28 Şubat ve Olası Kazançlar


               Yaklaşık bir iki ay önce Türk savaş uçakları 33 tane masum köylüyü kaçakçılık yaparken yanlışlıkla vurdu. 33 köylü maalesef kurtulamadı.  Bu şok edici olay dünyanın herhangi bir yerinde yaşanabilecek vahim olaydır, çünkü sınır bölgesinde gezinmek hele hele PKK’nın cirit attığı yerlerde gezinmek büyük tehlike arz eder. Uludere Katliam’ını ya da Uludere Yanlışlığı’nı ilk duyduğumda bunun sıradan bir olay gibi gözüktüğünü düşündüm. Bu sefer art niyet aramak istemedim ancak olaydan sonra yaşanılanlar ve yeni çıkan bulgular ortaya ilginç olasılıklar çıkardı. Tam da unutuldu derken son günlerde gazete haberlerinde bu konu yeniden gündeme geldi. Gazetelerde Uludere’yi bombalamadan önce her şeyin planladığına dair ilginç haberler yer alıyordu. Örneğin, bombalamadan birkaç saat önce bombalanacak yerin uçuşa kapatılması bir muammaydı. Bu tip haberler beni düşüncelere sevk etti. Eğer her şey planlı programlıysa amaçlanan neydi? Bu işlerden kimler, ne kadar karlı çıktı?

7 Şubat 2012 Salı

Dediklerim Çıkıyor! (Fransa’da soykırım kabul edildi.)


             Emperyalistlerin ne yapak istedikleri artık iyice belli eder oldu kendini. İç ve dış politikada yaşanan gelişmeler hangi yöne doğru gittiğimizin açık göstergesi haline geldi. Durum böyle olunca atılacak hamleleri görmemek için kör olmak gerekiyor.

26 Ocak 2012 Perşembe

%100 Demokrasi Kazığı Yemek




          Son yıllarda demokrasi sözüyle yatıp demokrasi sözüyle kalkar olduk. Demokrasi kelimesi çağdaşlaşmayla, yenilikle bir tutulur oldu. Kafalarımıza sürekli süslü demokratik çiviler çakılır oldu. Her ne hikmetse bu komedyada demokrasiden en çok söz edenler, demokrasiyi kendi çıkarları için kullananlar oldu. 2002 seçimlerinden bu yana her fırsatta demokratik olduğunu söyleyen iktidar, iktidar karşıtı insanları bir bir içeri attığı yetmezmiş gibi meclisten istediği yasaları geçirebilmek için ben çoğunluğum istediğimi yaparım zokasını bütün Türkiye'ye dayattı. Malum parti, iktidar olduğundan beri akıl almaz uygulamalar zinciri birbirini takip etti. Bunlardan bir kaçını sıralamak gerekirse:


19 Ocak 2012 Perşembe

Suriye ve Irak Arasında Bir Ülke…


        Türkiye, dünya siyasetinin en önemli aktörlerinden birisi oldu. Bundan başta İran olmak üzere bundan Amerika, hatta Çin bile rahatsız. Öyle ki Türkiye, yeni dünya düzenin tek adayı, Ortadoğu’nun tek süper gücü olmak üzere…



         Bu sözlere inanacak yaşı çoktan geçtim. Yatağımı ıslatmayacak kadar, satrançta birilerini yenecek kadar ya da futbolda en azından bir kez rakibi yenecek kadar erişkin biriyim artık. Biliyorum ki zekâm yalanlara kanmayacak kadar gelişmemiş değil…




9 Ocak 2012 Pazartesi

Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, Kuvay-ı Milliciler Nerede?





Yine bir paşa içeri atıldı. İlker Başbuğ da içeri atılan paşalar listesine eklendi. İçeri atılan asker ve gazeteci sayısı yüzü geçti. Neredeyse ordunun yarısı cezaevinde. Daha doğrusu iktidar karşıtı söylemde bulunanların çoğu içeride.

29 Aralık 2011 Perşembe

Yılbaşında Kültürel Sömürüye Hayır!



Yine bir yılbaşı geliyor. Yaklaşık iki gün sonra yeni yıla gireceğiz. Çarşı pazar dolaşırken gördüğüm kırmızı iç donlar, kulağıma kadar yılbaşı alışverişi sözleri ve de sağda solda gördüğüm Noel Baba,

23 Aralık 2011 Cuma

Soykırım ve Melle Meselesi Neye Hizmet Ediyor?



                 Son zamanlarda okuduğum yazılarda Emperyalist güçlerin yeni hedefinin bu sefer Cumhuriyetçiler, yani CHP olduğu yönündeydi. İlginçtir ki CHP partisi, Kılıçdaroğlu’na kadar dış devletlerden hiçbir şekilde bu kadar rağbet görmediği aşikârdır. Türkiye’de sömürgeci devletlerin takdirini toplayan partilerin başa geçmesi olağan bilenen bir durum olduğu için, dış devletlerin takdirini toplayan bir genel başkanının partisinin yani CHP’nin bir sonraki seçimlerde iktidar olarak göreceğimiz fikri, hiç de yabana atılmayacak bir gerçektir.
                  

13 Aralık 2011 Salı

0 Dünya İmparatorluğunun Kuklası Olduğunuzun Farkında mısınız?



           Klasik tarih kitaplarında Fransız ihtilalini halkın yaptığı, birinci ve ikinci dünya savaşlarının Amerika, İngiltere, Almanya arasında olduğunu yazar. Oysa çocuklarımıza öğretmemiz gereken tarih, bilmemiz gerekenden çok daha gizemli ve karışıktır. Sadece savaşlar mı ya da tarih mi karışık olan, dünya dediğimiz sahnede bildiğiniz her şey ciddi şekilde karma karışık bir bulamaç şeklinde ağızlarımıza zorla sokulmakta. Bu oyunda bizi yönlendiren güç tanrının kaderinden çok bir grubun ya da bireysel akılların üzerimizdeki planları ya da yapma etmeleridir.