Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşil Dokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

5 Haziran 2015 Cuma

0 Sandık Sonucu Neyin Kanıtı Olabilir?





                Seçimler yaklaşırken sağda solda ilginç tartışmalara tanık oluyorum. Bir partili diğer partiliye diyor ki “ Bak partin şunları şunları yaptı. Yolsuzluk yaptı, böyle yaptı.” Diğeri de diyor ki “Bak sandıkta göreceksin biz kazanacağız.” Bu tip konuşmalardan başka sık geldiğim başka konuşma tipi de herhangi bir konuda farklı bir şey söylediğinde karşı tarafın vatan haini ilan edilmesi oluyor. Örneğin her iki tarafta Atatürkçü olmasına karşın doğruyu söyleyen farklı düşünen insan taraf genelde bir anda “AKPli veya vatan haini” olup karşımıza çıkıyor. Bu tip sözler için uzun uzun düşünmemiz gerekiyor belki de. Bence bu tip tartışmalar toplumca nasıl delirdiğimizin kanıtı olabilir.
            
    Düşünüyorum. Ortada işlenmiş bir suç varsa seçimlerde bir liderin veya partinin birinci gelmesi neyin kanıtı olabilir. Zamanında diktatörler Hitler gibi diktatörler kendi halkının %50 oyuyla iktidara gelmedi mi? Almanya’nın başına gelen Hitler, altı milyon insanın yakılmasına bir o kadar da Alman’ın ikinci dünya savaşında hayatını kaybetmesine sebep olmadı mı? Emin olun Hitler’in destekçileri de zamanında itaat etme ve köle olma çılgınlığını yaşayıp muhaliflere “Bak sandıkta göreceksiniz. Biz haklıyız” demiştir. Peki sonuç ne oldu? Tarih kimi haklı çıkardı? Tabii ki evrensel doğruları ve adaleti. Geçmişte halkın adamı olarak seçilenlerin şimdi lanetlenerek hatırlandığı tarihi bir gerçektir. Tarih bize diyor ki her zaman ahlak, doğruluk ve dürüstlük kazanır. Öyleyse isterse muhalefet isterse iktidar partisi için olsun sandık sadece bir seçimdir. Seçimin dışında hiçbir şeyin kanıtı olmaz. Bu yüzden hiçbir zaman sandık aklanma ve kabul edilme yeri olamaz. Eğer suçlular sandıkta aklanıyorsa ve halka bunu seçin deniliyorsa orada olsa olsa demokratik çöküş vardır ve sandığı aklama yeri olarak görenlerse sadece cahilliklerini belli ederler.
                Peki, doğruların olduğu yerde doğruları kabul etmek yerine neden bu insanlar sandıkta birinci gelmeyle uğraşıyor diye düşünmeden edemiyor insan. Biraz düşününce cahil insanların doğruların ve adaletin yerine sandığı adalet saymasının en önemli nedeni kuşkusuz fanatizmdir. Özellikle siyasi fanatizimin sebebi de okumamak, araştırmamak, düşünmemektir. Fanatizme denince aklıma ilk örnek ortaçağ Avrupa’sında cadı diye yüzbinlerce masum insanın yakılmasıdır. Yüzbinlerce masum insan hiç yere körü körüne yakılmıştır. Bu insanları yakmak için “bu cadıdır” iftirası atmak yetmiştir. Yakılan insanların masumluğu hiç araştırmamış, hiç düşünülmemiştir. Yine fanatizm denilince aklıma kurtuluş savaşı geliyor. Ülkenin dört yanı işgal altındayken hilafet yanlıları düşmanla işbirliği yapmış, çıkarılan uyduruk fetvalarla isyanlar çıkarılmıştır. Ne yazık ki kurtuluş savaşı halkla değil halka rağmen kazanılmıştır. Yine bu olaylarda ağır fanatizm ve körü körüne itaat vardır. İhanet edenlerin peşinden gidenler yine neyin peşinden gittiklerini hiç sorgulamamışlardır. Fanatizme bir başka örnek de Hitler Almanya’sı verilebilir. Yahudiler yakılırken yine arkasında milyonlarca destekçisi vardı. O destekçiler yine fanatik olmaları yüzünden Hitler’e körü körüne itaat etmiş ve insanların katledilmesine göz yummuşlardır.  
                Cehalet ve fanatizm bir birinin ikiz kardeşi gibidir. Çünkü fanatizmin içinde sorgulamadan düşünmeden körü körüne itaat vardır. Fanatizmin olduğu yerde doğular ve mantık aranmaz. İşte bu sebeplidir ki herhangi partili liderinin suçunu veya yanlışını kabul etmek istemez. İstemediği için de onun için adalet olmadığı için de en kolayına gideni yapar ve sandığı hedef gösterir. Eğer sandıkta milyonlarca kişi aynı lidere oy atarsa o lider aklanmış olacaktır. Çünkü fanatiklerin taptığı şey doğruluk ve adalet değil, gücün kendisidir. Siyasal olarak hemen aynı düşünceye sahip ancak farklı partileri tutan kişiler için de benzer şey söz konusudur. Koyu şekilde tuttuğu partinin herhangi bir yanlışını görmek istemez. Yanlışlara tahammül yoktur. Doğru nedir düşünmez. Partinin çıkarları her şeyden üstündür. O sebeple işine gelmediği yerde ya sandığı hedef gösterir ya da karşı tarafı ötekileştirerek lanetler. Bunlar ne yazık ki ucuz beyinlerin basit numaralarıdır.
                Ne yazık ki sandık kültürümüz çok acı şekilde ne halde olduğumuzun göstergesidir. Türkiye’nin seçimleri hep fanatizme göre belirlenir. Türkiye’de halk doğruya ve adalete önem vermez, fanatizmine ve tuttuğu ideolojiye göre karar verir.  Fanatizm ve cahillik bu toplumun en kötü hastalığıdır. Bunu konuşmalarda tartışmalarda görmek rahatlıkla mümkündür.  Eğer ortada doğruluğunu rahatlıkla kanıtlayabileceğimiz bir şey varsa sandık sonucuna göre konuşmak, suçluların aklanacağını sanmak anca sürüye uyduğumuzu ve cahilliğimizi kanıtlar. Sandık kültürümüz ve birbirimizle olan tartışmalarımız aslında yaşadığımız coğrafyadaki devletlerden farksız olduğumuzu söyler. Geri kalmış diğer devletlerden farklı olmayışımızın sebebi okumayan, araştırmayan, düşünmeyen cahil ve yobaz toplum oluşumuzdur. Ülkemizdeki liderler, tarihten getirdiğimiz Tanrı – Kral anlayışıyla tahtlarına kurulmakta aklını kullanmayanlar da bunlara itaat etmektedir. İçinde bulunduğumuz acı tablodan tek çıkış yolu herhangi bir düşüncenin arkasından köle gibi gitmek yerine onu sorgulamaktır. Bol bol araştırıp bol bol düşünen bireyler olmaktır. Taraf tutmadan ne olursa olsun adaletin yanında olduğumuz zaman bir şeyleri değiştirmek mümkün olacaktır. Aksi halde kendi düşüncelerimize, kendi ideolojilerimize boğulup gideceğiz.


 Mehmet Alp Yeşildokunuş 

.
.
Bu yazımı sevdiyseniz bu yazımı da mutlaka okuyun
odundan vekil olur mu : http://yesildokunus.blogspot.com.tr/2015/06/odundan-vekil-olur-mu.html






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder