Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşil Dokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

9 Ocak 2012 Pazartesi

Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, Kuvay-ı Milliciler Nerede?





Yine bir paşa içeri atıldı. İlker Başbuğ da içeri atılan paşalar listesine eklendi. İçeri atılan asker ve gazeteci sayısı yüzü geçti. Neredeyse ordunun yarısı cezaevinde. Daha doğrusu iktidar karşıtı söylemde bulunanların çoğu içeride.
      Epten püften sebeplerle insanların özgürlükleri kısıtlanmaya devam ediyor. İleri demokrasiyi yaşadığımız şu günlerde balık hafızalı halkım geçmişi unutmuş gibi gözüküyor ya da yakın geçmişi bilse bile unutmuş
rolü yapıyor. İşin daha garibi oynanan bu tiyatroda her fırsatta Cumhuriyet'e sahip çıktıklarını söyleyenler neredeler? Daha ne olmasını bekliyorlar? Neyin hesabını yapıyorlar?

    Hatırlarsanız 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyetçi, vatansever, iktidar karşıtı mitingler düzenlenmişti. Oysa bu tür şeylere en çok ihtiyaç olan dönemde bu mitingler neden yapılmıyor


       Balık hafızamızı yoklayalım vatandaşlar. Özelleştirme adı altında ülkedeki kar eden kurumların yabancılara peşkeş çekilmesi, misyoner yasalarının meclisten geçmesi, Ergenekon davası sebebiyle yüzlerce kişinin içeri atılması, dersim için özür dilenmesi, melle meselesi ve diyanetin özelleştirilmesinin istenmesi acaba neye hizmet ediyor? Ülke yavaş yavaş dipsiz bir kuyuya giderken oy attığımız muhalefet bize yüzde elli masalını yutturuyor. Özel yetkili mahkemeler insanları tek tek içeri alıyor. Özel yetkili mahkemelerin öncelikle anayasaya aykırı oluşu, hukukun tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu kesinken oy attığımız insanların sesi neden kısık çıkıyor? Atatürkçü, vatansever olduğunu söyleyen kesim iki yüzden fazla vekille bizleri temsil ediyor. Bu vekillerin amacı sadece tiyatroda aktif rol almak mı? Eminim bu yazıyı okuyan bazıları halen diyecek ki onlar yüzde elli her şeyi yaparlar. Onlar yüzde elliyse siz de yüzde otuz beşsiniz. Haksızlıklar karşısında yeri göğü inlettiğinizde önünüzde hiçbir şey duramaz. CHP lideri Kılaçdaroğlu, MHP lideri Bahçeli meclisi protesto etse ve sadece özel yetkili mahkemelerin anayasaya aykırı olduğu için protesto etse, meclise bu durum düzeltilinceye kadar girmeyeceklerini söyleseler hiçbir şartta iktidar bu ülkeye istediğini yapamaz. Bu haksızlık karşısında hele ki sine i millet kararı alsalar emin olun iktidar bir şey yapamaz ama bunu yapabilecek basiret ne yazık ki oy attığımız insanlarda yok. Ne yazık ki ülke elden giderken saçma sapan şeyler için yaptığımız Cumhuriyet mitinglerinin ve yürüyüşlerin adı bile geçmiyor. Ne yazık ki Cumhuriyeti koruduğunu söyleyenlerin hepsi iktidarın yardakçısı. Ne yazık ki bu insanların hepsi kendi çıkarını düşünüyor. Ne yazık ki yüzde elli zokasını bütün vatanseverler yutmuş durumda.


     Bu tiyatroyu görenler bu ülke insanı için üzülüyor. Tarihten biraz haberdar olanlar, baskı ve şiddet dönemlerinden sonra savaşların geldiğini biliyorlar. Aynı Hitlerin Almanya'sında olduğu gibi orduda ve basında yapılan tutuklamalar sonrasında nasıl oluk oluk kan aktığını biliyorlar. Emperyalist güçler çoktan kaderimizi çizmiş durumda. Haksızlığa meydan verenlerle, saf insanların, kurulan tuzaklara hizmet etmesi için adeta sabırsızlanıyorlar. O güçlerin tek amacı var; ülkeyi maşa gibi kullanıp, ardından bölüp parçalayıp yutmak.


    Bunları gördükçe üzülüyorum. Üzülüyorum çünkü, elimden yazı yazmaktan ve dua etmekten ve de hiçbir şey yapamazsanız en azından muhalefet vekillerine mektup yazıp onları harekete geçirin demekten başka bir şey gelmiyor ve soruyorum; Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, Kuvay-ı Milliciler, vatanseverler nerede? Neyi bekliyorlar! Yoksa onlar da batacak bir ülkeden çıkar elde etme peşindeler!


Tanrım bize kuvvet ver!