Dünyadaki en büyük cesurca davranış nedir biliyor musunuz? Bütün olumsuzluklara karşın olumlu düşünmeye inat etmek!

Yeşil Dokunuş ( Mart 2012)

Web sitemde istediğini arayabilirsin

19 Ocak 2012 Perşembe

Suriye ve Irak Arasında Bir Ülke…


        Türkiye, dünya siyasetinin en önemli aktörlerinden birisi oldu. Bundan başta İran olmak üzere bundan Amerika, hatta Çin bile rahatsız. Öyle ki Türkiye, yeni dünya düzenin tek adayı, Ortadoğu’nun tek süper gücü olmak üzere…



         Bu sözlere inanacak yaşı çoktan geçtim. Yatağımı ıslatmayacak kadar, satrançta birilerini yenecek kadar ya da futbolda en azından bir kez rakibi yenecek kadar erişkin biriyim artık. Biliyorum ki zekâm yalanlara kanmayacak kadar gelişmemiş değil…



      Son birkaç yılda dış basında güçlü Türkiye, harika ülke imajı o kadar çok verilir oldu ki ben bir ara kendimi “Alice in Wonderland” hikayesindeki bir sakin gibi hissetmeye başladım. Eminim bu ülkede yaşamayanlar, Türkiye’yi o gözle görmeye devam ediyor. Oysa güzelim ülkemde terörle mücadele hiçbir zaman bitmiyor, gerçek sesler susturulmaya devam ediyor; ülke için bir şeyler yapmaya çalışanlar tek tek içeri atılıyor. Türk yapımı bu Wonderland’de iskambilden yapılmış insanlar yerine, insanları rüyalarını öldüren Frediler son hızla bir şeyleri kurutmaya devam ediyor…




       “Ekonomik kriz teğet bile geçmeyecek” diyor, başbakan. Elbette geçmez. Ülkende sattığın demirbaşlarla idare ediyorsun ve bu hayalin içinde harareti gidermeye yarayan bir gazozlar, mutluluk hormonu salgılatan çikolatalar ve gerçek, geleceği belirsiz bir sıcak para var önünde. Bu sıcak parayı medcezir kıyısında yaşayan canlıların, denizin kendilerine uğradığında yaşattığı sevinçle özleştirmek mümkün. Ya medcezirin suyu bir gün geri çekilirse o zaman o canlılar ya ölecek ya da yaşadığın kumsal kıyısında kimse kalmayacak, farkında mısın?


        Yine ülkenin başındaki baş, sabun köpüğünden balonlar yapmış, diğer başlar ya da başsızlar bu balonların güzelliğini seyretmekte. Yine bu baş, “Suriye’de yaşanan olaylar bizim iç meselemizdir.”diyor. Neredeyse “ Askeri müdahale hakkımızdır, bunu mutlaka yapacağız ” diyecek. İnsan paranoyak olmak istemiyor. Cidden istemiyor. Düne kadar “Suriye bizim başımızın tacıdır.” diyen sen değil miydin? Terör bitti diyerek mayınları sen kaldırmadın mı? İnsanın aklına iki şey geliyor, ilk gelen şey mayınları terör için değil Suriye’ye müdahale için kaldırmış olabilir misin? Yani her şey çok önceden mi planlandı acaba! Diğerini söylemek bile istemiyorum, ama söyleyeyim; Suriye ve Türkiye’nin arasını tekrar açıp Suriye’nin teröre destek olması isteniyor olabilir mi? Suriye’ye en sert ültimatomlar verilirken, yabancı medya Erdoğan’ı ve AKP’yi yere göğe sığdıramıyorlar. Söz de insanlık dışı dramı durduracak tek kişi olarak görüyorlar. Çocukken birini dövmesi için tipik gazlardandı bu tür sözler. Düşünüyorum, yetmiş milyonluk bu ülkenin hepsi çocuk mu? Acaba savaşa gidersek yağ satarım, bal satarım mı oynayacağız!


      Bir başbakan düşünün Alice İn Wonder’ın baş kahramanı olsun sayın okurlar. Suriye için canı yanan ama Irak ve Türkiye için hiç üzülmeyen. Irak savaşı sonrası öldürülen Türkmenler için Sayın Başbakan, neden bu mesele iç meselemiz demedi? Ya da başkanlığı döneminde ölen en az bin gencecik vatan askeri için neden “Bu bizim iç meselemiz.” diyerek Irak’a girmedi. Irak’a girilse bölgedeki PKK temizlense bize kim ne diyebilir(!) Ama dediler, Suriye için yere göğe çıkardıkları ülke için sesleri çıkmazken, ülkesindeki terörü bitirmek için kahramanca Irak’a giren Türk askeri için çok şey söylediler. Üstüne bir de alay ettiler. Çünkü kendi çıkarları nerdeyse, insanlık onuru ve demokrasi ordaydı. Lakin onların olduğu yerde insanlık yoktu.


      Ben de şişirilmiş Türkiye gerçeğine inanmak istiyorum. Hatta inanmak için okuyamayacağım dua yok.  En başta PKK sorununu çözecek güçlü bir ülke istiyorum. Irak’a girip PKK’nın bitirildiğini, en azından ciddi bir şeyler yapıldığını, BDP denilen partinin tümden kapatılmasıyla birlikte artık Wonderland’de yaşayan insanların rahat bir nefes aldığını söylemek istiyorum. Hatta bunu bütün kalbimle istiyorum.


      Ne kadar inanmak istesem de buna inanamıyorum, çünkü ben Irak’la Suriye arasında, Türkiye’nin yüzde ellisinden fazlasının içinde yaşadığı, içinden şarapların aktığı nehirler bulunduğu, her ne istenirse anında olan,  o meşhur mutluluk diyarında değilim. Maslesef ben, üç tarafı denizlerle çevrili, altında her türlü maden bulunan, emperyalist devletlerin ağzının suları akarak baktığı, bahtı kara, gerçek Türkiye’de yaşadığım için 2002’den beri gözüme tek damla uyku girmiyor.

     Kimse beni, benim gibileri uyutamadı çünkü…



yeşil dokunuş